İki_Kitap

ALLAH ELÇİLERİNİN DİNİ VE “HAZRETLER DİNİ”

 

 

HİÇBİR ALLAH ELÇİSİNİN MEZHEBİ YOKTUR.

ONLARIN DİNİ “İNDİRİLEN DİNDİR”, YANİ ALLAH TARAFINDAN GÖNDERİLEN VAHİYLERDİR.

 

ALLAH’IN ELÇİSİ OLARAK HZ. PEYGAMBER’İN DİNİ’NİN ne olduğunu anlatan ayetlerden biri şöyledir:

“De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum. 

Görülmeyeni, duyulmayanı, geçmişi, geleceği de bilmem ben. 

Size Ben bir meleğim de demiyorum. 

Ben yalnızca bana vahiy edilene uyuyorum. 

De ki: Kör ile gören eşit olur mu? 

Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (EN’AM 6/50)

 

VAHİY EDİLEN KUR’AN’A UYUP ONU UYGULAMAK PEYGAMBERİMİZİN DİNİDİR.

GERÇEKTEN MÜSLÜMAN OLMAK VE KALMAK İSTEYENLERE HZ. PEYGAMBER’İN BİRİNCİ VE DEĞİŞMEZ SÜNNETİ BUDUR. 

 

Türkler, Neye Göre Müslüman Oldular?” sorusuna doğru cevap verebilmek için kısa ve özet bir tarih bilgisine gereksinim vardır. Şöyle ki:

 

Hz. Muhammed dönemi 23 yıl, 4 halife dönemi 30 yıl olmak üzere tamamı 53 yıl süren ve kuruluş aşamasındaki “KUR’AN İSLAM‘I” çok kısa bir zaman içinde yörüngesinden saptırıldı. Ömrü sadece fren mesafesi kadar sürmüş olan “İNDİRİLEN DİNİN” yerine,  hemen “uydurulan din” inşası döneminin başlatıldığı görülür. Doğaldır ki bu iş, akşamdan sabaha tamamlanmadı. O günün şartlarında iki yüzyıl içinde evrile-çevrile raylar döşendi. Bunların içinde dokunulmazlık zırhına büründürülen HAZRETLER çıktı. Türkler, her iş tamamlandıktan çok sonra HAZRETLERİN MEZHEPLERİNDEN birini ya da diğerini din edindiler: Hem de sağlamasını KUR’AN ile yapmadan… İşte KUR’AN kaynaklı ve sağlamalı olmayan bu din anlayışı ve onun yaşanışı, kendi HAZRETLERİNİ de oluşturarak yaklaşık bin yıl sürdü. Mustafa Kemal ATATÜRK, 1924’den itibaren devlet gücü ve devlet politikasıyla bu “uydurulan dinin” yerine, HER KİŞİNİN DİNİNİ BİZZAT KENDİSİNİN KUR’AN’DAN ÖĞRENECEĞİ “indirilen din” olan “KUR’AN’DAKİ İSLAM” dönemini başlattı. Sonucu ortada…

 

Allah’ın Elçisi Hz. Musa’ya “indirilen dinin” yerine, 450 yıllık bir zaman sürecinde ilk örgütlü, sistemli bir çalışmayla döşenecek raylar bağlamında ilk kitaplı “uydurulan dini” yetmişler meclisi oluşturdu. Bu ilk, örnek ve esas alınmak üzere tertiplenen kitaplı din, sonraki ray döşeme operasyonlarında yapılacak işleri kolaylaştırdı.

 

İşte bu ray döşeme sistemini oluşturan zihniyet temsilcilerinden ve Hz. İSA’NIN katilleri grubundan PAVLUS, Hz. İSA’DAN çok kısa bir süre sonra Batı’nın “uydurulan dinini” ortaya koydu. Ondan sonraki MATTA, MARKOS, LUKA, YUHANNA AZİZLERİ /HAZRETLERİ son şeklini oluşturdular. Bir de bunun yanına KİLİSE ve yönetimi kural, yasa, dini hükümler koyan, değiştirebilen yetkilerle donatıldıktan sonra iki bin yıldır döşenen raylara itirazı olanlar saf dışı edildikten sonra ortalık süt liman. Bu deneyim sahipleri İslam dünyasında da aynı çalışmalarda çok başarılı oldular. BATI ve DOĞU din /inanç bağlamında döşenmiş raylar üzerinde kendi aralarında rahat, mutlu; birbirlerine karşı ise düşman olarak yüz yıllarca yaşadılar. Aslında tüm indirilen dinler “sevgi ve barışı, adaleti, yardımlaşmayı, insanlaşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı, hak ve hukuka uymayı” anlatmış, sistemleştirmişti. İşte “indirilen din”, tersine çevrilerek “kin, nefret, intikam, düşmanlık, zulüm, çifte standartlı hak-hukuk davranışları geliştiren” bir sistemin yaşam biçimine dönüştürülmesinin zemini hazırlanmış oldu.

Batı ve Doğu’nun yani her iki tarafın “celladına aşık dindarları” AZİZLERİNİN ve HAZRETLERİNİN OLUŞTURDUKLARI dinlerine ASLA laf söyletmezler. Bu insanlara gerçeği anlatmak bağlamında söz, kitap, öneri ne kadar kâr eder? Ne kadar uyarıcı olabilir?

 

1960’lardan itibaren “DİNLER ARASI DİYALOG” ile başlatılan ve daha sonra Yeni Dünya Düzeni AZİZLERİNİN (İ. DOĞRAMACI’nın da sağlığında içinde görev aldığı) “ROMA KULÜBÜ” ile

HIRİSTİYANLIK + MÜSLÜMANLIK + BUDİZM = YENİ DÜNYA DÜZENİ’nin TEK DİNİ’ni oluşturma işlemi (1) hâlen yürütülmektedir. BU “Yeni Dünya Düzeninin Tek Dininin” AZİZLERİ, HAZRETLERİ de olacak; aslında şu an HAZIR olanları bile vardır.

 

Beyinlere döşenen raylardan kurtulmak isteyenler ÖNCELİKLE kendisinin alt beyin egemen yaşamak zorunda OLMADIĞINI FARKETMESİ GEREKİYOR. Çünkü “uydurulan din” üst beynin önündeki en güçlü algı operasyonudur. Bunun bilincine varmakla kişi, ancak üst beynini keşfedecek ve aklıseliminin işlevselliği için Allah’ın herkese verdiği en büyük, en kıymetli hediyenin “ambalajını” açacak. Ancak bundan sonra ÜST BEYNİNİ tam kapasite ‘7/24’ KULLANMAYA BAŞLAYABİLECEK.

Gözü kapalı alt beyin egemen yaşayan kişinin, eğer kendisi üst beyin egemen aklıselim sahibi olmak niyet, istek ve gayreti yoksa onu, kim, nasıl aydınlatabilir? Tarihte görüldüğü üzere her peygamber de kendi dönemlerindeki bu tip insanlara gerçekleri anlatamamış. Üst beyninin ambalajını açmamış olana, selim aklın girişini kilitleyene kim ne yapabilir ki?

Ümitsiz olmak için değil, durumun gerçek tespiti bağlamında bunları ifade etmek istiyorum. Bu sorun eninde sonunda mutlaka aşılacak. Henüz “İskeleden çivileme denize atlayanın ayakları tabana değmedi. Dip dalgası ya da yukarı çıkış tam başlamadı.” İnsanlık üst beyin egemen yaşamayı mutlaka öğrenecek. Çünkü beynimizin yüzde onunu oluşturan olumsuz akli melekenin; yine beynin %70’ini oluşturan üst beyinde oluşacak selim akla egemen olması eşyanın tabiatına aykırı değil midir?

Sonuç olumsuz olabilir düşüncesiyle boş mu durmak lazım?

Hayır, asla.

Daha çok çalışmak gerekiyor.

Durumu, olayı, döşenen rayları çok iyi görüp anlamak birinci ve öncelikli iştir. Ondan sonra şifayı sağlayıcı gereken doğru ilacı hazırlayıp sunmak, insanlık adına yapılabilecek en hayırlı görevdir. Bu kesinlikle gerçekleşecek. Hiç kimse bundan kuşku duymamalıdır. Gece karanlığının en yoğunlaştığı an, sabahın ilk ışıklarının başlangıcının işaretidir.

Yaşanan ortamda ‘ümitsiz vak’alar’ zaman kaybettirebilir. Durumun ‘ümitsiz olay’ olmadığını anlamak ise, hiç de kolay değil…

Ama her şeye rağmen çalışmak, çalışmak, çok çalışmak ve sabırlı olmak… Kendimize görev çıkarmak ve kaplumbağa örneği o görev üzerinde olmak, sizce de umutla geleceğe ulaşabilmek adına yapılabilir keyifli, mutlu, vicdani, insani bir iş değil midir?

 

SEDAT ŞENERMEN

17 ŞUBAT 2016

 

(1) YENİ DÜNYA DÜZENİ’nin TEK DİNİ’ni oluşturma eylemi için bakınız: ŞENERMEN, Sedat, “BİG DATA AGE Amerikan Emperyalizmi ve Dikduranlar – Dönüşenler” başlıklı, Ocak 2016, Milli İrade Birliği Sitesi’nde halen yayında olan yazı.