İki_Kitap

Propaganda, Beyin Yıkama ve Holywood Filmleri / Sedat ŞENERMEN

Oxford Sözlüğü, “propaganda” kelimesini, “bir fikre veya harekete taraftar kazandırmak amacı ile düzenlenen programların bütünü” olarak tanımlıyor. (1)

Propaganda sözcüğü, Latince propagare kökünden gelmektedir. Bu “yeni fikirler üretmek, yeni fidanlar dikmek” anlamındadır. (2)

İlk olarak Roma Katolik Kilisesi tarafından sosyolojik manada kullanılmış ve “fikirlerin yayılması” deyiminde ifadesini bulmuştur.

Yüzyılımızda ise, propaganda köklü değişikliklere uğramış ve bu kelimenin ifade ettiği anlam, “birtakım güçlerin, ferdin veya kitlenin psikolojisi üzerinde karanlık maksatlarla, bazı menfaatler elde etmek için yaptığı çalışmalar” şeklini almıştır. Bu mana değişikliği için; propagandanın devletler tarafından bir silah olarak resmen kullanılmaya başlandığı, yalanların ve politik hilelerin sonucu etkileyecek şekilde yoğunlaştığı, topyekün savaş çağını açan Birinci Dünya Savaşının başlangıç tarihini esas olarak alabiliriz. (3)

Bir bütün olarak “toplumun ya da belirli bir kesimin inanç, tutum ve davranışlarını yönlendirmek amacıyla, bilinçli olarak seçilmiş bilgi, olgu ve savları, sistemli bir çaba içinde ve çeşitli araçları kullanarak yayma etkinlikleri” genel olarak propaganda şeklinde nitelendirilmektedir. (4)

Orijinal anlamını kısmen de olsa “kitlelere kolektif bir yakınlaşma” söyleminde bulan propaganda kelimesi, çoğu zaman olumsuz anlamda kullanılmak-ta veya günümüzde sık sık görüldüğü gibi, yerini, daha yeni bir deyim olan, “beyin yıkama” ifadesine bırakmaktadır. (5)

Aslında yazılı veya sözlü, tüm haberleşme ve kitle iletişim araçlarının büyük bir bölümü, kişi ya da toplumu etkileme amacı güttüğü bilinen bir gerçektir.

 

Propagandanın Tanımı:

 

Gerçekleştiren odağa yarar sağlamak amacıyla;

* Belirli bir grubun duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını özetle,

* Bilincini ve bilinçaltını etkilemek, değiştirmek için hazırlanmış, bütün bilgiler, fikirler, doktrinler veya özel çağrıların,

* Hedef seçilen toplum, topluluk veya kişiye yönelik olarak sistematik bir şekilde, uygun araç ve teknikler kullanılarak iletilmesi ve benimsetilme girişimine propaganda denir. (6)

 

KUR’AN’DA PROPAGANDA

 

Ey iman etmiş kimseler! Eğer hak yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse hemen araştırın /tespit edin. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız /zarar getirirsiniz de yaptığınıza pişman olan kimseler olursunuz.” HUCURAT 49/6

 

Bu ayette müminlere, ihtiyatlı olmaları bildirilmekte; bir fâsık tarafından getirilen haberin hemen tasdik edilmemesi ve ona dayanarak insanlar hakkında hüküm verilmemesi, haberin doğru olup olmadığının tahkik ve tespit edilmesi emredilmektedir. Aksi takdirde, suçsuz kimselere zarar verebilecekleri ve pişman olacakları bildirilmektedir. (7)

Ayette yer alan “fasık” kelimesi “yoldan çıkmış güç” anlamıyla bireysel, kurumsal, örgütsel şekilde olabilir. Bu haber üretme merkezi, günümüzde yazılı /görsel, sesli her tür uluslararası haber ajanslarını ve bu manada ne varsa, hatta “istihbarat paylaşımı” şeklindeki çalışmaları da kapsar. Rahmani olmayan haber /haberleşme, hedef kitledeki birey ve toplumu belirli ya da istenen bir amaca yönlendirmek, muhatabı alt beyin egemen, düşünemez, durumunu değerlendiremez konuma düşürmek için yapılan şeytani eylemlerdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından iki hafta sonra “bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini” kimlere karşı, niçin, nasıl ve kimlerle ne şekilde yürütüleceğini anlatmak üzere Kurtuluş Savaşının adeta manifestosu olarak 9 MAYIS 1920’de yayınladığı “Millete Dahili Beyanname”nin Kur’an’dan beş ayetten oluştuğunu biliyoruz. İşte bu beyannamedeki beşinci ayet, işte bu HUCURAT 49/6. Ayeti idi.

 

Propagandanın Hedefi

 

Propagandanın temel hedefi, insanın üst beynindeki selim aklı değil; alt beyindeki olumsuz akli melekesiyle birlikte limbik sistem denilen duygusal beyni olup, muhatabın üst beyni işletilmesiyle oluşacak aklıselimini kullanmadan etki altında kalmasını sağlamaktır.

Propagandanın asıl hedefi birey olarak insan değil, kitle içindeki insandır. Çünkü kitle içindeki insan, birey halindeki insandan daha kolay ikna edilebilen ve yönlendirilebilen alt ve orta beynin zihinsel moduna sahiptir. Kitle, yönlendirilmesi kolay, propagandaya açık bir topluluk olarak, bireyden daha kolay “nasıl doğru düşünmesi gerektiği değil, ne düşünmesi gerektiği” söylenebilen sosyal bir varlıktır. (8)

 

Toplumsal Psikoloji ve Propaganda

 

Aslında toplumsal psikolojiyi dikkate almayan bir propagandanın hemen hemen başarı şansı yoktur.

Toplumsal psikolojide ölçü aydınlar değil, ortalama insandır. İkna edilmesi gereken odur.

Ancak onun, yani ortalama insanın ikna sürecinde ise, iki düşünce kategorisi vardır:

* Ortalama insanın kişiliğini oluşturan derin inanışları ve

* Ortalama insanın geçici, sathi, değişebilir, etkiye açık fikirlere sahip olmasıdır.

Propagandanın ilk hedefi, ortalama insanın sahip olduğu “geçici, sathi, değişebilir, etkiye açık fikirlerinihedef alarak değiştirmektir. (9)

Ancak propaganda her zaman burada kalmaz. Çoğu kez insanın kişiliğini oluşturan bölümdeki düşünce ve inançlarını da değiştirmeye çalışır. Bunu özellikle dini ve ideolojik propagandaları yürütenler hedeflerler.

Her ne kadar istihbarat servisleri kendilerini doğrudan propaganda yapmakla sorumlu görmeseler de kendi görevleri, istihbarat çalışmaları, psikolojik savaş ve örtülü operasyonların ayrılmaz bir parçasıdır. Başka bir deyişle, bir devletin, devletler dünyasına yönelik propaganda çalışmalarından genellikle istihbarat servisleri sorumludurlar.

 

Propaganda Türleri

 

Propaganda alanı, olağanüstü zengin bir sahadır ve anlaşılması için propaganda çok çeşitli faktörlere göre sınıflandırılmıştır. Bunlardan sadece ikisi şöyledir:

 

* Seviyesine göre propaganda türleri

Stratejik propaganda: Uzun bir zaman içerisinde, uzun vadeli amaçlara yönelen ve en üst düzeyde planlanan propagandadır.

Taktik propaganda: Durum gereği olarak ortaya çıkan ana hedeflere ve kısa vadeli amaçlara yöneltilen propaganda türüdür. Elastiki olup, değişen koşullara hızla uyar ve fırsatları değerlendirir.

Oğul W.Bush döneminde gerçekleştirilen “İslami terör” propagandası ve Ermenilerin “sözde soykırım” iddialarını kabul ettirmek için yaptıkları propagandanın her ikisi de stratejik propaganda örneğidir.

2008 yılında, Davos Zirvesi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e karşı “One Minute” şeklindeki seslenişiyle hafızalarda kalan durum, taktik propaganda örneği bir davranıştır.

 

* Kaynağına göre propaganda

 

Beyaz propaganda: Kaynağı açıkça belli olan ve resmen yapılan propagandadır.

Propaganda konusu olarak ele alınan konu gerçektir. Örneğin, Kızıl Ordu’nun Stalingrad’ı, Alman Ordusu’ndan geri alması ve 6. Alman Ordusu’nun Hitler tarafından son anda intihar etmesi için mareşalliğe terfi ettiren komutanı Friedrich Paulus’un teslim olmasını, Sovyet propaganda mekanizmasının kullanması, beyaz propagandaya örnek olarak gösterilebilir.

Gri propaganda: Kaynağı belli olmayan ve hedef toplumun yorumuna bırakılmış olan propaganda türüdür.

Kara propaganda: Başka bir kaynağın adını kullanarak yapılan propaganda şeklidir. Kaynak unsuruna göre yapılan sınıflandırmada, propaganda konusunun doğru veya yalan olmasının önemi yoktur. (10)

 

Gizli Propaganda Çalışmalarına İki Başarılı Örnek

 

* Romanya’da Çavuşesku rejimi devrilirken, morglardan alınan cesetlerin yollara konulması ve Çavuşesku’ya bağlı Securitat adlı istihbarat servisi tarafından bu insanların öldürüldüğü iddiasının tüm dünyaya yayılması…

* İngiliz petrol şirketlerinin faaliyette bulunduğu Kuzey Denizi’nde petrol atıklarının öldürdüğü bir kuşun filmini, Irak Devlet başkanı Saddam Hüseyin’in, Basra Körfezi’ne bıraktığı petrollerden ölen deniz kuşları diye dünya televizyonlarında gösterilmesi…

Soğuk Savaş döneminde gizli propaganda operasyonlarının başlıca araçları şunlardır:

* Gizli radyo,

* Bildiri ve afişler,

* Dedi-kodu ve söylenti,

* Fıkra ve nükte,

* Sloganlar,

* Çeşitli yerlere yazı yazmak ve resim yapmak,

* Basın-yayın organlarına sahte haberler göndermek,

* Sahte mektuplar,

* Rüşvet,

* Şantaj ve tehdit yöntemleri…

Ancak Soğuk Savaş sonrasında verilen örneklerde görüldüğü üzere, bağımsız olması gereken basın-yayın organları da, devletlere “iliştirilmişlikleri” güçlenerek sürmektedir. (11)

 

Propaganda Filmi

 

Doğrudan doğruya bir görüşü yaymak, izleyicileri belirli bir düşünce ve davranışa yöneltmek amacıyla çekilmiş filmler, propaganda filmini oluşturmaktadır.  Genellikle bir devlet ya da siyasal güç tarafından gerçekleştirilir. Savaş zamanlarında sayıları oldukça artan propaganda filmleri, televizyon ve öteki iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla etkilerini yitirmiştir.

Sinemanın kitleleri etkileme gücü daha ilk geliştiği yıllarda fark edilmişti. 1898 tarihli ABD yapımı İspanyol Bayrağını Yırtarken (Tearing Down the Spanish Flag) izleyicilerin milliyetçi duygularına sesleniyordu. Fransız Georges Méliés’in Dreyfus Olayı (1899; L’Affaire Dreyfus) filmiyse, adalet mekanizma-sındaki haksızlıkları ortaya eriyordu.

Birinci Dünya Savaşı propaganda filmlerinde büyük artışa yol açtı. Savaşa katılan ülkeler askerlerinin ve halklarının moralini yükseltmek, kendilerini güçlü göstermek amacıyla propaganda filmleri yaptırıyor, bu tür filmler üretecek birimler kuruyordu.

ABD’de ise, Savaş Haber Alma Dairesi’nde çalışan Frank Capra, John Ford, William Wyler ve John Huston gibi ünlü yönetmenler çeşitli filmler yaptılar. The March of Time (1935) adlı haber filmi dizisiyle ABD halkının savaş sırasında morali ayakta tutulmaya çalışıldı. Anatole Litvak, Alfred Hitchcock, Charlie Chaplin, Howard Hawks ve Wyler gibi yönetmenler, savaş sırasında çektikleri uzun filmlerde de Nazi karşıtlığı ve yurtseverlik konularını işlediler.

 

Sinema ile Zihinsel Bir Dünya Kurmak

 

ABD’de hem stratejik tartışmayı, hem de büyük stüdyoların ticari ihtiyaçlarını karşılayan milli güvenlik sineması, bu ikili kaynaktan beslenerek hayali dramaların ve Amerikan strateji kültürünün bir araya gelip yansıdığı zihinsel bir dünya kuruyor.

ABD’de Milli güvenlik sineması, sadece sinema salonlarında izlenmekle kalmayıp, uydular, kablolu yayınlar ve video pazarıyla oluşan özel kürede de yayınlanmakta; aynen bütün Amerikan sinema yapımlarında olduğu gibi. Filmlerin bıraktığı ortak izlenim, milli düzeydeki afiş kampanyasına paralel olarak elektronik yazı panoları ve altyazı anonsların tekrarıyla öylesine pazarlanır ki, bazı filmlerin dağıtımının nereden yapıldığını bilmemek olanaksız duruma gelir. Örneğin; George Lucas’ın “Star Wars” filmleri, mükemmel pazarlama kampanyalarıyla ve dünya çapındaki dağıtımıyla rekorlar kırdı. Temelinde “Amerikan strateji kültürü” ve “kitlesel kültür” yatan bu filmler çerçevesindeki büyük beklenti, büyük reklam kampanyalarıyla dağıtımı yapılan filmlerle birlikte birçok ürünün de (oyuncaklar, elbiseler, tişörtler, video oyunları, kitaplar, dergiler, afişler, posterler vs.) pazarlaması için kullanıldı. Buna benzer uygulamalar Rambo II, Terminatör II, Kurtuluş Günü (Independence Day), Başka Gün Öl (Die Another Day), Görevimiz Tehlike (Mission Impossible) gibi filmlerin prestijini artırmak ve aynı yolla para kazanmak için de yapıldı. 1995’ten beri James Bond filmleri zaten araba markaları, saat, parfüm, mücevher ve diğer lüks tüketim malları için büyük reklam desteği veriyordu.

Bununla birlikte, bu filmlerin “sadece” bir pazarlama unsuru olduğundan söz etmek, söz konusu ticari katlamanın çekilmesinden sonra insan zihninde milli güvenliğin ortak Amerikan hayali olduğu dayanağını unutmak anlamına gelir. Bin beş yüz yıl süren iç savaşlardan, daha sonra uluslararası savaştan çıkmış, bu yüzden savaşı, aşağılamayı, meydan okumayı, silahlı şiddet ve ihtirası reddeden Avrupa anlayışının ve sinemasının tam aksine, Amerikan sineması kendi kamuoyunu savaşla, strateji ile silahlarla ve biraz da dış dünya korkusuyla meşgul etmeye devam etmektedir. Amerika zihniyeti savaş alanı, savaş sektörü ve savaş kategorileri meselesini mutlak surette canlı tutar.  Zira Sun Tzu’nun dediği gibi:

Savaş milletlerin en büyük işidir; savaş, yaşamla ölümün arasındaki yerdir. Ve savaş hayatta kalma veya yok olup gitmenin bir yoludur. Asla hafife alınamaz.”

Amerikalılar için savaş, ordu ve politika yaşanmış bir tarihle bağdaşmaz, ama süreklilik arz eden zihinsel bir referans oluşturur.

 

Hollywood Filmlerindeki Ana Konular

 

1-) Uzay teknolojisi, yıldız savaşları, ışınlamalar, lazerli silahlar vs. ile üstün Amerikan teknolojisi imajını hem kendi hem de dünya izleyicisinin beynine nakşetmek.

2-) Amerikan kahramanlığını, cesaretini işleyen, dünyada nerede ters giden bir şeyler varsa bu sorunu çözme rolünü üstlenen (özellikle Rusya’ya karşı, komünizme karşı mücadele veren) kimi zaman Afganistan’da, kimi zaman Viyetnam’da operasyon-lara katılan Rambo türü filmleri.

3-) Ulus-Devlet anlayışını kendi halkına dayatmak isteyen, milli birlik ve beraberlik ruhunu anlatan filmleriyle öncelikli olarak tek bir bayrak altında zencisiyle, beyazıyla, meleziyle, Japon’uyla, Çinli’siyle, Kübalı’sıyla vs. tek bir Amerikan milleti tipi ortaya çıkarmak amacıyla yapılan Amerikan Milliyetçiliği filmleri.

4-) Deneyler yapan, böcek koleksiyonu yapan, kurbağalarla oynayan, yüzünde çiller bulunan, gözlüklü zeki çocuk tiplemelerini işleyen filmler.

5-) Hayaller peşinde koşan, Amerika’nın bir hayal-perestler ülkesi olduğunu savunan, akıllı girişimci, üretken tiplerin sergilendiği filmler.

6-) Babasıyla balığa çıkan, Pazar günleri hep birlikte kiliseye gidilen, yemekte masa etrafında toplanıldığı zaman Tanrı’ya dua eden ideal Amerikan ailesi konularını işleyen filmler.

7-) Çeşitli sosyal olaylar (göçmenler meselesi, eşcinsellik, özürlüler vs.) yine Amerikan ulusal çıkarlarına göre işleyen filmler.

😎 Ve son olarak küresel egemenliği işleyen, dünyanın tek egemeni olarak ABD’yi gösteren ve dünyayı Beyaz Saray’dan Başkanın direktifleriyle yöneten psikolojik harekȃt tarzı filmlerden oluşmaktadır.

Burada maddeler halinde sıralanan Hollywood merkezli Amerikan filmlerinin hepsi psikolojik harekȃt faaliyeti içerisinde tamamen Devlet tekelli ABD çıkarlarına hizmet etmektedir.

Hem stratejik tartışmayı hem de Hollywood’daki büyük stüdyoların ihtiyaçlarını karşılayan “Milli Güvenlik Sineması”, bu iki kaynaktan beslenerek hayali dramaların ve Amerikan kültürünün strateji ile bütünleşerek zihinsel bir dünya kurmasına zemin hazırlamıştır.

Hollywood tarafından yapılan bu filmler, sadece sinema salonlarında izlenmekle kalmayıp, uydular, kablolu yayınlar, video, CD ve şimdilerde internet aracılığıyla dünya üzerinde yayınlanmaktadır.

Düşmanlarına karşı çevreyi silaha dönüştüren Rambo karakteri, “Armageddon” filmindeki gibi gök taşını patlatan petrol işçileri, “Er Ryan’ı Kurtarmak” filmindeki gibi Almanlara karşı muharebelerde tanksavar bombaları yapan çiftçiler gibi bütün örnekler, Amerikan milli güvenliğine hizmet etmektedirler. Ayrıca şekil veya düzey değişikliğiyle kişinin zor bir durumdan kurtulması gerektiği hallerde kullanabileceği bir teknoloji, el becerisi veya iş bilirlik yeteneklerinden “kahramanca hileler” Hollywood’un başarısı olarak ortaya çıkmıştır.

 

SEDAT ŞENERMEN

25 ARALIK 2015

 

Dip Notlar:

1 BROWN, J.A.C. Siyasal Propaganda, (Çeviren: Behzat TUNÇ), İstanbul, 2012, 8. Baskı, Boğaziçi Yayınları, s. 9.

2 KUMKALE, Tahir Tamer, Derin Devlet Nedir? İstanbul, 2007, Pegasus Yayınları, s. 133.

3 BROWN, a.g.e., s. 9.

4 Ana Britannica, Genel Kültür Ansiklopedisi, İstanbul, “PROPAGANDA” md. 1986-1990, Ana Yayıncılık A.Ş. c. 18, s. 169

5 BROWN, a.g.e, s. 10.

6 TARHAN, Nevzat, Psikolojik Savaş – Gri Propaganda, İstanbul, 2004, 6. Baskı, Timaş Yayınları, s. 36.

7 YILMAZ, Hakkı, Tebyinü’l-Kur’an /İşte Kur’an, İstanbul, 2015, 2. Baskı, c. 8, s. 374.

8 Bakınız: ERGENE, Halil, E., Neden Hedef Türkiye, Ankara, 1993, s. 127-128’den aktaran: ÖZDAĞ, Savaş, Propaganda Üzerine, 21. Yüzyılda Türk Dünyası Jeopolitiği – Muzaffer Özdağ’a Armağan, (Derleyen: ÖZDAĞ, Ümit, KALAFAT, Yaşar), s. 274.

9 ÖZDAĞ, Savaş, Propaganda Üzerine, s. 274.

10 ÖZDAĞ, Ümit, ALGI YÖNETİMİ, Propaganda, Psikolojik Savaş, Örtülü Operasyon ve Enformasyon Savaşı, s. 34-40.

11 ÖZDAĞ, Ümit, ALGI YÖNETİMİ, s. 40-42.